Zülfü Livaneli – SERENAD

Paylaş
 

Tarihi dönemler içerisinde yaşanan aşklar her zaman biraz naftalin kokulu gelir bana. Geçmişten koşarak çıkıp gelmiş ve tarihin kapılarının arkasından bize “merhaba” diyen birçok insan doluverir evin içine.

zulfu livaneli serenad

İşte böyle bir his ile okuduğum SERENAD, Alman Nazi dönemi içerisinde yaşanan arbedelerin, sıkıntıların, yaşananların içerisinde gelişen bir aşk öyküsüdür. Şimdiki Türk Eğitim Sistemi’nin temellerini attığı anlatılan Yahudi kökenli ama Almanya’da yaşayan profesörlerin, Nazi zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınması etrafında geçen olay örgüsü, 1933 yıllarından itibaren gerçekleşen olayları anlatmaktadır.

Türkiye, o dönemde birçok bilim insanını bir araya toplamış ve eğitim anlamında önemli atılımlar yapmıştır. Hukukun temellerinin atılmasında oldukça önemli rol oynayan Ernst Hirsch’ten tutun da edebiyat dünyasının en başarılı isimlerinden biri olan Erich Auerbach’a, İstanbul Üniversitesi’nin İktisat Fakültesi’ni kuran Profesör Fritz Neumark’a kadar önemli insanlar o dönemde Türkiye’de yaşamışlardır. Hatta Eric Auerbach Mimesis adlı eserini Türkiye’de yazmıştır.

Kitabın kurgusal düzeni ilerlerken hayali olan kahramanlar sadece saf Alman asıllı fakat Amerikan vatandaşı olan Profesör Maximilian Wagner ile onun Yahudi asıllı ama daha sonradan belgelerle Alman şeklinde gösterilen karısı Deborah Nadia Wagner’dir. Tarihte yaşanan birçok olayın kötü etkileri bir aşk hikayesi ile birleştirildiğinde kesinlikte daha etkileyici olmaktadır. Bu kitapta Zülfü Livaneli’nin mükemmel anlatışıyla zaman zaman insanı duygulandıran olaylar içerisinde Struma’yı da yakından tanıma fırsatı elde etmiş olmaktayız.

zulfu livaneli serenad1

Kitabın başkarakteri olan Maya Duran, üniversitede çalışan, boşanmış ve ergenlik dönemi yaşan bir oğlu olan, birçok sıkıyla başa çıkan ve son derece zeki bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Soğuk bir Şubat gününde bir konferans için gelen Profesör Maximilian Wagner’ı karşılamaya gitmesiyle başlayan kitap, tarihsel birçok olayı da bir örgü gibi birleşip içine alarak devam etmektedir.

Ermeni Tehcirinden başlayan olay örgüleri Nazi Almanya’sının Yahudilere uyguladığı işkenceler, Sovyet denizaltısının patlattığı Struma, daha önce pek duymadığımız ama kesinlikle bilinmesi gereken Almanya’nın savaşı kaybetmesi üzerine Almanlarla birlikte kaçan ve Mavi Alay’a katılan Kırım Türkleri’nin katledilmesi gibi çok farklı tarihsel faciayla harmanlanarak oluşturulmuştur.

Maya Duran, ilk geldiği zaman sadece konferans için geldiğini sandığı profesörlerden biri olan Profesör Maximilian Wagner’la geçirdiği birkaç günlük süreçte, Nazi Almanya’sının hışmına uğramış eşinin anılarını paylaşmaya geldiğini zorlu günler sonunda öğrenir.

Almanya’nın zor şartları altında safkan bir Alman olan Maximilian Wagner, Yahudi bir kıza aşık olur, evlenir ve sonraki süreçlerde karısı Nadia’nın kimliğini gizleyerek 1939’a kadar Almanya’da yaşarlar. Ancak artan baskılar üzerine oradan ayrılmak isteyen Maximilian Wagner, eşiyle birlikte İstanbul’a gitmeye karar verir. Çünkü Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK, bu iyi genç beyinlerin yaşadığı sıkıntıları yakından takip etmekte olan ve ülkesinin eğitimini güçlendirmek isteyen bir devlet adamıdır. Bir ümitle hazırlanıp İstanbul yolculuğuna çıktıklarında, trende bir süreliğine karısının yanından ayrılan Profesör Maximilian Wagner, döndüğünde karısını kompartımanda bulamaz. Her yerde arar ve bulamadığında, karısının trenden indirildiğini öğrenir. Ne yaptıysa trenden inememiş ve yoluna devam etmek zorunda kalmıştır. İstanbul’a geldiğinde karısından haber alabilmek adına başvurmadığı bir nokta kalmaz. En sonunda Nadia’ya Alman olduğunu gösteren bir belge çıkartılır ve farklı yollarda karısına ulaşılır. Her şey mükemmel gitmektedir. Nadia’ya ulaşılmıştır ve o, en kısa sürede İstanbul’a gelecektir. O sırada oldukça pahalı bir yolculuk olan ama Almanya’dan kaçış için tek yol olarak görülen Struma ortaya çıkar. Ancak, yolculuk zamanı geldiğinde anlatılan gemiden eser yoktur. Yıkık dökük ve ufacık olan bu gemide, kapasitesinin çok üstünde bir insanla yolculuğa çıkan Nadia için en önemli şey ise sevgili eşine kavuşmaktır. Gemi gecikmeli de olsa İstanbul kıyılarına gelir, fakat ülkelerin siyasi çatışmaları nedeniyle bir türlü karaya çıkamaz. Wagner, karısına bir türlü ulaşamamaktadır. Aylar süren bir bekleyişten ve yaşanan onca kötü olaydan sonra gemi Karadeniz açıklarında ilerlemeye başlar ve Şile yakınlarında durur. Ertesi gün sabaha karşı oraya varan Max, gemiye çok yaklaştığı esnada büyük bir patlamayla savrulur ve hayatının en büyük acısı olacak o günü yaşamak durumunda kalır. O tarihlerde kim tarafından patlatıldığı anlaşılamayan Struma’nın daha sonraki yıllarda karasularına girdiği gerekçesiyle Sovyet denizaltılarından biri tarafından patlatıldığı ortaya çıkacaktır. Kavuşmalarına ramak kalan bu iki aşığın, İstanbul kıyılarında bir dürbün yardımıyla gördükleri silik siluetleri, birbirlerini son görüşleri olur.

zulfu livaneli serenad3

Kitabın ismini alan Serenad ise, Max’ın çok sevdiği eşi için yazdığı ve Nadia’yı gözyaşlarına boğan, onun için yapılmış bir besteden gelmektedir.

“Serenade Für Nadia”…

Profesör Maximilian Wagner tüm bu yaşananlardan sonra hayatının son dönemine yaklaştığında, o şile açıklarında kaybettiği aşkına , ömrü boyunca yanından ayırmadığı kemanıyla birlikte, bu besteyi ölen karısına çalmak için İstanbul’a gelmiştir.

Kitabın ilerleyişinde Maya’nın kendi ailesinin hayatlarından kesitler de anlatılmaktadır. Anneannesi Kırım Türkleri içerisinde Mavi Alay’dan kurtulan ailesinin tek ferdidir ve Maya bunu ömrü boyunca bilmeden yaşamıştır. Bu yaşananları, gergin olan ağabeyinin anlattığı hikaye aracılıyla öğrenmiştir. 8 bin Kırım vatandaşı ya nehre atlamış ya da kurşuna dizilmiştir. Babaannesi ise, bir Ermeni’dir ve Ermeni Tehcirinden kurtulan ender kişilerden biridir. Babaannesi ona bunu ölmeden önce, hasta yatağında anlatmıştır. Ailesinin bazı fertleri öldürülmüş, bazıları köle olarak satılmıştır.

Kitapta oldukça tarihi yükleme yapılmasına rağmen, olaylar o kadar muntazam şekilde anlatılmıştır ki, okuyucuları sıkmayan ve sürekli diğer sayfalarda ne yazdığını merak ettiren bir kurgu oluşturulmuştur.

Hiçbir devlet masum değildir. Öldürülen insanlar, siyasi çatışmalar ve çıkarlar uğruna oradan oraya savrulan ve sonunda ölümün soğuk yüzünü yaşayan insanlar masumdur. Maalesef tarihsel süreçlerde her devletin elinde masumların kanı bulunmaktadır. Hiçbir devlet tamamen masumum diyemeyecektir.

Yaşananlar herkese ders olması gerekirken, şöyle bir düşünüldüğünde, aslında hiçbir şeyin değişmediği ise oldukça açıktır.

Google Amcadan Gelen Aramalar:

Bu yazı 1684 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bir yorum bırak

mature porno

YAZAR HAKKINDA

Hakkımda Daha Çok Şey Öğrenmek İsteyenler Üst Menüden "Hakkımda" Düğmesinden Veya http://www.nasilyapalim.com/hakkimda Uzantısından Öğrenebilirler....
Kategoriler
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
yorum ikonu
2017-06-13 04:32:52
yorum ikonu
2017-06-11 22:05:16
yorum ikonu
Orhan AKMAN: Rica ederim
2017-06-07 14:52:56
Translate:
sorusor
sorusor
Biraz Gülelim :)
kiminbunumara.com-faturaogren.com
%d blogcu bunu beğendi:
mature porno