Vampir Kültürünün Kökeni ve Gelişimi

Paylaş
 

Vampir kavramı ilk olarak Babil döneminde ortaya çıkmış, folklorik öğelerle beslenen kan emicilik, öldükten sonra tekrar dirilme, ölümsüzlük gibi efsaneler giderek yayılmış ve çeşitli aşamalardan geçerek günümüze kadar gelmiştir. Özellikle Orta Çağ Avrupasında din adamlarının da desteğiyle bazı köylerdeki toplulukların çok güçlü ve insanı andıran, ölümsüz yaratıklar tarafından kanları emilerek katledildiği söylentileri yayılmıştır.

Vampirlerin varlığına inanan ve bu yönde kanıt araştıran insanlar tarafından genel olarak vampirler hızlı hareket edebilen, zeki, göz renkleri ve vücut sıcaklıkları değişim içinde olan, bilhassa yüz hatlarında belirli noktalarda çukurlar bulunan, ölümsüz varlıklar olarak tanımlanmaktadırlar. Ten renklerinin sadece beyaz oluşu ve gün ışığında zarar görmeleri ya da dişlerinin sivriliği ise tamamen bilgi kirliliğinden kaynaklanan ve sonradan ortaya atılmış fikirlerdir.

İlk olarak Orta Avrupa’dan çıktığı tahmin edilen “vampir” kelimesi daha sonraları çeşitli şehir efsaneleri ile birlikte Hindastan’dan, Afrika’ya kadar yayılmıştır. Aslında çok eski bir efsane olan vampirler asıl patlamalarını Orta Çağ’da yaşamış, bilimsel yetersizlikler ve din adamlarının anlattıklarına koşulsuz inanmaktan dolayı da giderek yaygınlaşmıştır.

Bilimsel bir kanıtı bulunmayan vampirliğe bilim açısından en yakın örnek Porfiria hastalığıdır. Bir tür kan zehirlenmesi olarak bilinen bu hastalıkta kişi kansız kalarak temiz kana ihtiyaç duymaktadır fakat vampirlikle tek ortak noktası budur ve başka bir benzerlik söz konusu değildir.

Osmanlı’da ve Uzak Doğu kültüründe de yer alan vampirler Carl Gustav Jung’a göre insanların kolektif olarak bilinçaltlarında, öğretilmeden oluşturdukları kişilik ya da karakterlerdir ve bu yüzden aslında var olmamalarına ya da varlıklarına dair bir kanıta rastlanmamış olmasına rağmen bu kadar hızlı bir şekilde yayılıp, bu kadar geniş kitlelerce kendilerine inanılmaktadır.

Bu konudaki diğer bir efsane ise Adem ve Havva’nın ilk çocukları olan Habil ve Kabil’e dayanmaktadır. İki kardeşin adak adamasının ardından Tanrı’nın sadece Habil’in adağını kabul etmesi sonucu kıskançlık ve öfkeyle Kabil, Habil’i öldürür. Bunun üzerine Tanrı İncil’de ve isimler verilmeden Kuran’da da yazan bu hikayeye göre Kabil’i sonsuza dek acı çekmesi için ölümsüzlükle cezalandırır ve ölümlülerin zevk aldığı her şeyden onu mahrum bırakır. Daha sonraları Adem’e boyun eğmeyi reddederek sürgün edilen Lilith’le bir araya gelen Kabil’i, Lilith kendi kanıyla besler. Bu soydan gelenlerin ise vampirleri oluşturduklarına inanılır.

Yakın geçmişe ve modern dünyaya bakıldığında ise vampirler edebiyat ve film alanlarında oldukça fazla kullanılmaktadırlar. Beyaz perdeye ilk olarak aktarılan ve Transilvanya’nın “Vampir Kenti” olarak anılmasına sebep olan vampir tiplemesi ise ünlü Kont Dracula‘dır. Anne Rice’ın vampir efsanelerinden derleyerek oluşturduğu, sonraları filmi de çekilen Vampirle Görüşme kitabı da hem vampir edebiyatı hem de vampir sineması açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde Stephenie Meyer’in Twilight kitap serisi de hem edebi hem de sinema açısından “İyi Vampirler” kavramını ortaya çıkarmıştır.

Google Amcadan Gelen Aramalar:

Bu yazı 1699 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bir yorum bırak

mature porno

YAZAR HAKKINDA

Hakkımda Daha Çok Şey Öğrenmek İsteyenler Üst Menüden "Hakkımda" Düğmesinden Veya http://www.nasilyapalim.com/hakkimda Uzantısından Öğrenebilirler....
Kategoriler
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Translate:
sorusor
sorusor
Biraz Gülelim :)
kiminbunumara.com-faturaogren.com
%d blogcu bunu beğendi:
mature porno