Kavimler Göçü

Paylaş
 

Kavimler göçü kısaca özetlemek gerekirse, Asya’da yerleşik Büyük Hun İmpa ratorluğu’nun yıkılmasından sonra bazı Türk boylarının M.S. 375 yılında batıya göçmesiyle gerçekleşen büyük göç hareketidir. Bu Türk boylan, 4. yüzyıldan itibaren önce Hazar Denizi’nin kuzeyinden ilerleyerek Karadeniz’in kuzeyine yerleştiler. Burada karşılaştıkları kavimler, yurtlannı terk ederek Avrupa içlerine doğru ilerlediler. Meydana gelen toplu ve birbirini tetikleyen bu göç hareketine “Kavimler Göçü” denir. Kavimler göçünün tarihi önemi büyüktür, çünkü bu olay sadece Türk boylarının göçü şeklinde gerçekleşmemiş, Avrupa’daki kavimleri de zincirleme olarak etkilemiştir. Kavimler göçünü meydana getiren dönemin sosyal koşullarını anlamak için, öncelikle Hun İmparatorluğu’nun tarihine kısaca bir göz atmakta fayda vardır.

Dtüken dolaylarıyla, Orhun ırmağı üzerindeki Karakum ile Ordos bölgesi ara­sında kurulmuş olan Hun İmparatorluğu’nun siyasi tarihi M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Hunlara ait en eski yazılı belge M.Ö. 318 tarihinde yapılan bir anlaşmadır. 0 dönemde Chou iktidarı iyice zayıflamıştı. M.Ö. 256 yılına gelindi­ğinde Çin devleti iktidarı tamamen ele geçirmişti. Çin devletinin ünlü hükümdarı Qin Shi Huangdi kuzeyden gelen istilalara karşı sınırlarını tamamen kapatarak tedbir almıştı. Surların iç kısımlarını yıktırıp, elde ettiği malzeme ile dış surları hiç aralık bırakmadan birbirine bağlatarak 15 metre yüksekliğinde, 9 metre genişliğinde ve 1845 km. uzunluğundaki ünlü Çin Seddi’ni inşa ettirmişti.

Hunların, Çinlilerle mücadele yılları

Çin kaynaklarına göre M.Ö. 209 ile 174 yılları arasında Hun imparatoru Mo-tun’du. Mo-tun, Hun dilinde “imparator” manasına gelen “genişlik ve büyüklük” ifade eden Tanhu unvanını kullandı. Mo-tun komşu devletleri birer birer sindirerek, Çin topraklarına yöneldi. Çinlilerle 3 yıl savaştıktan sonra Mai ve Taiyuan bölgelerini ele geçirdi. Daha sonra Çin imparatoru Kaoti (M.Ö. 206-195)’m 320 bin kişii ordusunu, “Turan Taktiğif ile çember içine alarak zafer kazandı. İmparator, ordusu­nu kurtarmak için Hunlara bozkır bölgelerini vermekle kalmayıp, yiyecek ve ipek de verdi, Ayrıca yıllık vergi şartlarını da yeniden düzenlemek zorunda kaldı. Bu, |p Asya tarihinde iki büyük devlet arasında imzalanmış ük milletlerarası Bu antlaşma gereğince bir Cin prensesi ile evlenen Mo-tun, bir yandan Çin ile dostluğunu devam ettirirken bir yandan da yeni topraklan ele geçirmeye devam etmiştir. Büyük Hun hükümdan o çağda Asya kıtasında yaşayan Türk soyundan olan neredeyse bütün toplulukları kendi emri altında tek bir bayrak altında topla­mıştır. İmparatorluk sınırlarının doğuda Kore’ye, kuzeyde Baykal gölü ve Ob, İrtiş, İşim nehirlerine, batıda Aral gölüne, güneyde Çin’deki Wei ırmağı, Tibet yaylası, Karakurum dağları hattına ulaştığı bu dönemde Moğollar, Tibetliler, Tunguzlar ve Çinliler, Hunların boyunduruğu altına girmişlerdir.

Mo-tun zamanında Büyük Hun Devleti sosyal yapısı, idari ve askeri kurumlanyla tam bir devlet şeklini aldı. M.Ö. 174 yılında Mo-tun öldükten sonra başa geçen oğlu Kiok zamanında da bu güçlü iktidar dönemi devam etti. Çin ile iyi ilişkiler kuruldu. Kiok’tan sonra Hun İmparatorluğu’nun başına geçen Künçin zamanında ise devlet gerilemeye başladı. Çinli diplomatlar Hun topraklarında dolaşarak Türk kavimleri arasında karışıklık çıkarıp, içten içe devleti zayıflatmaya başla­mışlardı. Bu dönemde Çin İmparatoru Wuti (M.Ö. 141-87) kalabalık ordular hazırlayarak Hun İmparatorluğunu yıkma girişimlerini hayata geçirmeye başladı. VVuti’nin asıl amacı Çin’in en büyük gelir kaynaklarından biri olan ipeği satabile­cekleri yeni pazarlara ulaşmak ve “İpekyolu”nu tamamıyla Çin’in kontrolü altına almaktı. İşte bu dönemde Türkler ve Çinliler arasındaki mücadelenin en büyük sebeplerinden biri, bu önemli ticaret yolunun hakimiyetini elde tutma çabasıydı.

Hunlar, artık eski güçlerini kaybetmişlerdi. Akınlar sona ermiş, 40 yıl boyunca zengin güneybatı topraklarının sürekli düşman saldırısı altında kalması nedeniyle devlet gelirleri de iyice azalmıştı. Hun prenslerinin birbirleriyle anlaşmazlıklarının doruk noktaya vardığı M.Ö. 55 yılında devlet ikiye bölündü. Bu dönemde Hun İmparatoru olan Çiçi devletini güçlendirmek ve ülkesini yeniden eski ekonomik güce kavuşturmak için hakimiyetini batıya doğru kaydırdı. Prenslerden Hohan- yeh ise Çin hakimiyeti altına girmeyi tercih etti. Çiçi, Aral gölüne kadar bütün batı bölgesini idaresi altına alarak Orta Asya Hun İmparatorluğu’nu ilan etti. Çu-Talas nehirleri arasında etrafını surlarla çevirdiği yeni bir başkent kurdu. Böylece İran, Afganistan, Hindistan, Doğu ve Orta Avrupa’da ve Asya tarihinin bundan sonraki gelişiminde sürekli etkisi görülecek olan Türkistan sahasına, Türk halkının nüfuzunu iyice sağlamış oldu.

Fakat Çiçi’nin hakimiyeti uzun sürmedi. Çok geniş topraklara sahipti ve bu top­raklar üzerinde güçlü bir hakimiyet oluşturamamıştı. Bir yandan Çin imparatoru da, Çiçi’nin her adımını çok yakından takip ediyordu. Hunların zayıf yönlerini iyi

biten Çin imparatoru çok geçmeden sâldınya geçti. Yaklaşık 70 bin kişiden oluşan ordusuyla sürekli baskınlar düzenleyerek, Hun topraklan içerisinde süratle ilerledi M.Ö. 36 yılında Çin ordusu Talaş ırmağı üzerinde kurulu surlarla çevrili Hun baş­kentini kanlı bir mücadele sonunda ele geçirdi. Bu sırada Çin’in tabiyetine giren Hohanyeh’in oğullanndan Yu, Çin’e karşı bağımsızlık ilan ederek doğuda Mançur- ya’ya ve batıda Kaşgar’a kadar olan geniş bir bölgeyi tekrar Hun idaresi altına aldı. Fakat Yu’nun ölümüyle birlikte artan iç çatışmalar, ülkede uzun yıllar süren açlık ve yokluğun baş göstermesine neden oldu. Bu kanşıklıkta Hun prensleri arasında yine iktidar kavgası yaşandı ve M.S. 48 yılında Hunlar, Kuzey ve Güney Hunları olmak üzere ikiye ayrıldı. Güney Hunları, Çin’e bağlılıklarını devam ettirdiler. Bu yüzden Çin, asıl tehlike olarak gördüğü Kuzey Hunlarını hedef aldı. Kuzey Hunları on yıllar boyunca Çin saldınlarına maruz kaldılar. Sürekli savaşlarla siyasi iktidarı iyice zayıflayan Kuzey Hun topraklanndan batıya doğru göçler başladı. Güney Hun- larının durumu da pek parlak değildi. M.S. 48’den itibaren Çin’in sınır bölgesinde bir tampon devlet durumunda yaşayan Güney Hunları da M.S. 216 yılında yıkıldı.

M.S. 2. yüzyıl başlarına gelindiğin Hunlar üç bölüme ayrılmıştı. Balkaş Gölü hav­zasında Çi-çi zamanından yerleşik kalan Hunlar, Çungarya ve Barköl dolaylarında Kuzey Hunları, Kuzeybatı Çin bölgesinde ise Güney Hunları yaşıyordu. Kuzey Hunlarından eski başkent bölgesinde kalanlar 155 yılına doğru Moğol soyundan gelen Sienpiler tarafından batıya sürüldüler. Güney Hunları ise kendi içlerindeki çatışmalar sonucunda ikiye ayrılmış ve topraklarının tümü, baskıları gittikçe ar­tan Çinliler tarafından 220’ye doğru işgal edilmiştir. Tüm bu yaşananlar Hunların siyasi etkilerini ve güçlerini tamamen ortadan kaldırmıştır. Ancak bu bölgede yaşayan Hunlar, Çi-çi iktidarının sona ermesiyle birlikte çevre bölgelere dağıla­rak, özellikle Aral Gölü’nün doğusundaki bozkırlarda hayatlarını sürdürmüşlerdir. Buradaki Türk boyları ve Çin’den gelen Hunlar bir arada bu bölgede uzun süre yaşadılar. Bu topraklardaki Hunların daha sonra iklim değişikliği nedeniyle batıya doğru göç ederek, Avrupa Hunlarını oluşturdukları bilinmektedir.

Hunlar’ın Avrupa’da ilk görülüşü

Hunlar, 4. yüzyılın ortalarında batıya doğru ilerleyerek Hazar ve Aral gölleri ara­sındaki Alan ülkesini ele geçirdikten sonra Volga nehri kıyılarında göründüler. 0 tarihlerde Karadeniz’in kuzeyi, bir Germen kavmi olan Gotların hakimiyetindeydi.

Don ve Dinyeper nehirleri arasında Ostrogotlar (Doğu Gotları), onun batısında ise Vızigotiar (Batı Gotları) bulunuyordu. Daha batıda Transilvanya ve Galiçya’da Gepideler yaşıyordu. Bugün Macaristan toprakları içinde yer alan Tisza ırma­ğı dolaylarında ise Vandallar vardı. Bu dört büyük Germen kavim dışında, aynı bölgede iranlı ve Slav topluluklann yanı sıra daha küçük Germen toplulukları da yaşıyordu. Hunlar ilk saldırılarını Ostrogotlara karşı düzenlediler. Bu saldınnın he­men ardından Ostrogotlann kurduğu devlet, M.S. 374 yılında yıkıldı. Ostrogot kralı Ermanarik intihar etti. Bunun üzerine Hunlar, Ostrogotlann başına Hunimund isimli bir kral atadılar. Hun ordularının Germen kavimlerine saldırıları devam ediyordu. Bu kez Hunlar, Dinyeper nehri kıyılarında Vizigotlara saldırdılar. Vizigot Kralı Ata- narik, halkıyla birlikte batıya doğru kaçtı. Bu hareketlenme, batıya doğru çeşitli kavimlerin sürekli yer değiştirerek ilerlemesine neden oldu. Bu kavimler Roma İmparatorluğunun kuzey eyaletlerini alt üst ederek, İspanyaya kadar uzandılar. Avrupa’nın etnik çehresini değiştiren bu toplu yer değiştirmeyle, Balamir, Uldız, Rua ve Karaton gibi Hun liderlerinin yönetiminde “Kavimler Göçü” başlamış oldu.

Hunlar 378 yılı baharında Tuna nehrini geçtiler ve Romalılardan hiçbir direnişle karşılaşmadan Trakya’ya kadar ilerlediler. Bu sırada Hun saldırılarından kaçan diğer AvrupalI kavimler de Roma sınırlarını aşıyorlardı. Roma imparatoru I. The- odisius’un ölüm yılı olan 395’te, Hunlar iki cepheden birden harekete geçtiler. Hunların bir kısmı Balkanlar’dan Trakya’ya doğru yönelirken daha kalabalık bir bölüm, Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya doğru ilerliyordu. Bu akınlarda Hun kuv­vetleri, Erzurum bölgesinden itibaren Karasu ve Fırat vadilerini takip ederek Me- litene (Malatya) ve Kilikia (Çukurova)’ya kadar ilerlediler. Bölgenin en korunaklı kaleleri olan Edessa (Urfa) ve Antakya’yı bir süre kuşattıktan sonra Suriye’ye inerek Tyros (Sur)’u bir süre baskı altına aldılar ve oradan Kudüs’e yöneldiler.

Aynı yılın Sopbnaharı’na gelindiğinde Hunlar, kuzeye doğru ilerleyerek Orta Anadolu’da, Kappadokİa 1 Galatia’ya (Kayseri – Ankara ve dolaylan) ulaştılar. Oradan Azerbaycan-Baku yolu üzerinden kuzeydeki merkezlerine döndüler, işte Türklerin Anadolu’da ilk kez görünüşleri de bu tarihlerde oldu.

ikinci kavimler qöçû dalgası

Hunların baskısı, başbuğ Uldız komutasındaki ordularla 400 yılına doğru Batı’da iyice hissedilmeye başlamıştır. Bu dönemde Hunlar Bizans’ı baskı altında tutarak aym zamanda Batı Roma ile iyi ilişkileri devam ettirmişlerdir, çünkü hedef Doğu Roma yani Bizans’ın Hun kontrolüne alınmasıdır. Öte yandan Batı Roma ile de ilişkilerin iyi tutulması gerekiyordu, çünkü barbar kavimler Batı Roma’nın ve Hunlarm ortak düşmanıydı. Bir süre sonra başbuğ Uldız ordularıyla birlikte Tuna nehrinin etrafında görüldü. Böylece Kavimler Göçü’nün ikinci büyük dalgası başladı. Bu akınlar sırasın­da Hasding Vandallan Batı Roma eyaletlerine girdiler. Hunlardan kaçan Vızigotlar da İtalya’da görülmeye başladılar. Hun korkusuyla bölgelerini terk eden Vandallan, Alamanlan, Süevlen, Kuadları, Burgundlan ve Saksonlan kendi idaresinde birleştiren Germen Şefi Radagais, bir yandan İtalya’ya saldınyor, diğer yandan da Roma’ya saldın hazulıklan yapıyordu. Bu durumda Roma, Hunlardan yardım istemek zorunda kaldı. Uldız komutasındaki Hunlann desteğiyle Radagais, Büyük Faesulae Savaşı’nda (Fiesole, Floransa’nın güneyi) yenilgiye uğratıldı. Artık Kafkaslar ve Avrupa’da Hun hakimiyeti egemendi. Konusunu Hun-Germen savaşlarından alan Almanlann ünlü Nibelungen Destanı bu yılların anılannı taşır. Bu savaşın sonucunda Uldız, Roma İmparatorluğunu yıkılmaktan kurtarmanın yanı sıra, Hunlardan kaçan Sarmat, Van- dal. Alan, Kelt ve Süev topluluklannı da Ren Nehri’nin ötesine itti. Böylelikle, Hunlar, batı yönünde rahatça ilerleyebilecekleri bir alan açmış oldular.

Batı Roma İmparatorluğu yıkılıyor

Hunlar’ın bu başansı karşısında Batı Roma İmparatorluğu’nun hakimiyeti gittikçe zayıflıyordu. 402 yılında Roma başkenti barbar kavimlerin istilaları nedeniyle Roma’dan Ravenna şehrine taşınmıştı. Gittikçe siyasi gücünü yitiren imparator­luğun topraklan barbar kavimler tarafından işgal edilmeye başlandı. Vizigotlar Güney Galya’da, Franklar Kuzey Galya’da krallık kurdular. 443 yılında Burgundlar, Savoia’yı ele geçirip buraya yerleştiler. Vandallar, İspanya ve Galya’da büyük bir katliam yaparak Afrika kıyılarına kadar ilerlediler. 455 yılına gelindiğinde Vandal kralı Geiserich, Roma şehrini yağmaladı. Ardı ardına gelen bu saldırılar sonrasında Batı Roma İmparatorluğu aşiretlere ayrıldı. 476 yılında tüm gücünü yitiren Batı Roma İmparatorluğu sonunda yıkıldı.

Kavimler göçüyle neler değişti?

Genel kabul olarak Kavimler göçünün sona eriş tarihi 476 yılı olarak belirlen­miştir. Bu tarih, aynı zamanda Batı Roma İmparatorluğu nun resmi yıkılış tari­hidir. Kavimler göçünün etkenlerinden biri de bu göç hareketi öncesinde dev bir imparatorluk olan Roma ile barbar kavimler arasındaki devasa ekonomik uçurumdur. Roma İmparatorluğunun zengin, şaşalı hayatı, büyük yoksulluk içinde yaşayan barbar kavimlerin ilgisini çekmekteydi. Hunlar, barbar kavimlerin üzerine saldırmaya başlayınca bu kavimler de durumu fırsat bilip Roma İmpa­ratorluğu üzerine saldırdılar. 375 yılında Hunların, bazı barbar kavimleri batıya sürmesiyle başlayan ve yaklaşık bir yüzyıl kadar devam eden kavimler göçü, Avrupa tarihini derinden etkilemiştir. Bu göçün sonuçları şu şekilde sıralanabilir:

-f Hunların başlattığı kavimler göçü, bugünkü Avrupa’nın etnik oluşumunu orta­ya çıkarmıştır. 5. yüzyılda bir Germen kavmi olan Franklar, Galya’ya yerleşip burada ilk devletlerini kurdular. Angllar ve Saksonlar da Britanya adalarına göç ederek bugünkü İngiltere’nin temelini atmışlardır. Bu iki kavmin kaynaşmasıyla Anglo-Sakson deyimi ortaya çıkmıştır. Vandallar, Vizigotlar, Süevler ve Alan­lar İber yarımadasına yerleşti. Buradaki yerli halkı içlerinde eriterek bugünkü İspanyolları meydana getirdiler. Anayurtlarında kalan Germenler, daha sonra Ala man kabilesinin çevresinde yoğunlaşarak, yaşadıkları toprakların Almanya adını almasını sağlamışlardır.

  • Kavimler göçünün devam ettiği sırada Avrupa daki otorite boşluğundan yarar­lanan kilise ve Papalık, tüm Orta Çağ boyunca siyasi gücü elinde tutmuştur.
  • Hun istilalarından kaçan barbar kavimler, Roma İmparatorluğu’na saldırarak, karışıklık ve iç isyanların çıkmasına neden oldular. Roma, İmparator Theodo- sius’un ölümünden sonra oğulları Arcadius ve Honorius tarafından paylaşıldı. Böylelikle, bin yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Roma İmparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı.
  • Kavimler göçüne yol açan Hunlar, Orta Avrupa’da bugünkü Macaristan top­raklarını merkez alan Avrupa Hun Devleti’ni kurdular.

Hunların batıya sürdüğü kavimler, Roma’yı yağmalayarak ülkede büyük tah­ribata yol açtılar V. yüzyılın ikinci yarısından sonra Batı Roma İmparatorluğu büyük güç yitirerek aşiret krallıklarına bölündü. Son kral Romulus Augutulus, 476 yılında Odoaker adlı bir aşiret reisi tarafından tahttan indirildi. Tahta oturan Odoaker’in, Roma imparatorluk simgelerini Istanbul İmparatoru Zenon’a

göndermesiyle. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu’nun varlığı resmen sona ermiş oldu.

– Hunlann Avrupa’ya girişiyle birlikte atlı birlikler büyük bir önem kazandı. Av­rupalı süvarilerin silah ve kıyafetlerinde Hunlardan esinlenildi

  • Avrupa’daki merkezi krallıkların zayıflaması feodalite rejiminin ortaya çıkmasına neden oldu. Göç ve istiladan kaçan İnsanların kendilerine sığınacak bir yer aramaları, bunun sonucu olarak da asillerin topraklarına ve şatolarına yerleşmeleriyle derebeylik sistemi meydana geldi. Bu durum aynı zamanda süzeren (himaye eden) ve vassal (himaye edilen) ilişkisini ortaya çıkardı.

– Avrupa yaklaşık 100 yıl süren bir karışıklık ortamı yaşadı

  • Katolik kilisesi, misyonerier aracılığıyla, Batı Roma İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulan küçük krallıklarda Hristiyanlığı yaydı

– Kavimler göçü tarihçiler tarafından İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edildi.

 

Google Amcadan Gelen Aramalar:

Bu yazı 2854 kere okundu.
Etiketler:
Kavimler Göçü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bir yorum bırak

mature porno

YAZAR HAKKINDA

Hakkımda Daha Çok Şey Öğrenmek İsteyenler Üst Menüden "Hakkımda" Düğmesinden Veya http://www.nasilyapalim.com/hakkimda Uzantısından Öğrenebilirler....
Kategoriler
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Translate:
sorusor
sorusor
Biraz Gülelim :)
kiminbunumara.com-faturaogren.com
%d blogcu bunu beğendi:
mature porno