İngilizce’de En Çok Kullanılan 1000 Kelime Nelerdir?

Paylaş
 

Bugün yazacağım makale İngilizce hakkında azıcık İngilizceye ilgi duyanların okuması tavsiye edilir. İngilizce’deki en çok kullanılan en basit kelimeleri sıraladım umarım işinize yarar. Yazıcı çıktısı alıp yanınızdan ayırmamanızda fayda var.

ingilizce

İşte Kelimelerimiz:

WORDS MEANINGS
abbreviation: kısaltma
ability: beceri
able: becerikli
about: hakkında
above: üstünde, -den yukarı
abroad: yurtdışına
absence: yokluk
absent: dalgın
accept: kabul etmek
acceptable: kabul edilebilir
accident: kaza
accidental: kaza ile olan
according: e göre
account: hesap
achive: başarmak
achivement: başarı
acid: asit
across. karşıda
act: davranmak
action: olay
active: aktif
activity: aktivite
actor,actress: aktör, aktris
actual: gerçek
actually: aslında, gerçekten
add: eklemek
addition: eklenti
additional: ilave
address: adres
adjective: sıfat
admiration: taktir hayranlık
admire: hayran olmak
admit: içeri almak,kabul etmek
adult: yetişkin
advanced: gelişmiş, ileri
advantage: avantaj
adventure: macera
adverb: zarf
advertise: ilan vermek
advertisement: reklam ilanı
advice: tavsiye
advise: danışman
affair: mesele
affect: etkilemek
afford: gücü yetmek
afraid: korkmak
after: sonra
afternoon: öğleden sonra
afterwards: daha sonra, sonradan
again: tekrar
against: karşıda
age: yaş
ago: önce
agree: razı olmak, anlaşmak
agreement: anlaşma
ahead: ileride, öne doğru
aim: amaç, hedef
air: hava
aircraft: uçak
airport: hava limanı
alcohol: alkol
alive: yaşayan
all: hepsi
allow: izin vermek
almost: hemen hemen
alone: yalnız
along: boyunca
alphabet: alfabe
already: zaten
also: ayrıca
although: e rağmen
always: her zaman
among: arasına
amount: tutar
amuse: eğlendirmek
amusement: eğlence
amusing: eğlenceli
an: bir
ancient: antik, eski
and: ve
anger: sinir
angle: melek
angry: sinirli
animal: hayvan
announce: ilan etmek
annoy: rahatsız etmek
annoying: rahatsız edici
another: diğer
answer: cevap
anxiety: tasa, kaygı
anxious: endişeli, kaygılı
any: hiç
anyone: herhangi biri
anything: herhangi bir şey
anywhere: herhangi biyer
apart: ayrı
apartment: apartman
appaer: gözükmek
appaerance:
apple: elma
aproval:
approve: onaylamak
area: meydan
argue: tartışmak
arguement: münakaşa
arm: kol
army: ordu
around: etraf
arrange: planlamak
arrangement: düzenleme
arrival: geliş, varış
arrive: varmak, ulaşmak
art: sanat
article: makale
artificial: yapay
as: gibi
as opposed to: tersi anlamı
ashamed: utanmış
ask: sormak
asleep: uykuda
association: kurum, ilişki, çağrışım
at: de da
atom: atom
attack: saldırı
attempt: girişim
attend: uğraşmak
attention: dikkat
attitude: davranış
attract: cezbetmek
attractive: çekici
authority: uzman kimse
autumn: sonbahar
available: hazır, meşkul değil
average: avaraj
avoid: kaçınmak, sakınmak
awake: uyanık
away: uzağa
awkward: uygunsuz, zor
baby: bebek
back: geri
background: geri taraf
backward: geri kalmış
bad: kötü
bag: yatak
bake: fırında pişirmek
balance: ayar
ball: top
band: bando
bank: banka
bar: bar
base: üs,taban,kurmak,dayanmak
basic: kolay
basket: çöp kutusu
bath: banyo
battle: savaş
be: olmak
beach: sahil, pilaj
beak: gaga
beam: yaymak, gülümsemek,ışın
bean: fasulye
bear: ayı
beat: vurmak,karıştırmak,tempo
beautiful: güzel
beauty: güzellik
because: çünkü
become: dönüşmek
bed: yatak
beer: bira
before: önca
begin: başalamak
begining: başlangıç
behave: davranmak
behaviour: davranış
behind: arkasında, gerisinde
belief: inanç
believe: inanmak
bell: zil
belong: ait olmak
below: aşağıda, altında
belt: kemer
bend: eğmek, bükmek
beneath: altında
beside: yanına
best: en iyisi
better: daha iyi
between: arasında
beyond: ötede, ileride, – den sonra
bicycle: bisiklet
big: büyük
bill: hesap, kanun tasarısı
bird: kuş
birth: doğmak
bit: biraz, bir parça
bite: ısırmak
bitter: acı, üzücü
black: siyah
blade: bıçak
blame: sorumluluk, suçlu tutmak
blind: kör
block: blok
blood: kan
blow: üflemek
blue: mavi
board: tahta
boat: bot, sal
body: vücut
boil: yağ
bomb: bomba, patlamak
bone: kemik
book: kitap
boot: bot, tekmelemek
border: sınır
bored: sıkılmış
boring: sıkıcı
born: doğmuş
borrow: ödünç almak
both: ikiside
bottle: şişe
bottom: kıç
bowl: kase, tas
box: kutu
boy: erkek çocuk
brain: beyin
branch: şube, dal
brave: cesur
bread: ekmek
break: ara, mola, tenefüs
breakfast: kahvaltı
breast: meme
breath: nefes
breathe: nefes almak
breed: üretmek, beslemek
brick: tuğla
bridge: köprü
bright: parlak
bring: getirmek
broad: geniş
broadcast: radyo yayını
brother: erkek kardeş
brown: kahverengi
brush: fırçalamak
build: inşa etmek
building: bina
bullet: mermi
burn: yanmak
brust: vahşi
bury: gömmek
bus: otobüs
bush: çalı
business: mühendis
busy: meşgul
but: ama
butter: tereyağı
button: buton, düğme
buy: satın almak
by: ile,-e kadar yakınında
cake: kek
calculate: heaplamak
call: çağırmak, seslenmek
calm: sakin olmak
camera: fotğraf makinası
camp: kamp kurmak
can: e bilmek
cap: kep
capital: başkent
car: araba
card: kart
care: bakım, umursamak
careful: dikkatli
careless: dikkatsiz
carrige: havuç
carry: taşımak
case: kutu,durum
castle: kale
cat: kedi
catch: yakalamak
catlle: sığır
cause: neden olmak
ceiling: tavan
celebrate: bayram
cell: satmak
central: merkezi
centre: merkez
century: yüzyıl
ceremony: tören
certain: kesin
chain: zincir
chair: sandalye
chance: şans, fırsat
change: değiştirmek
character: karakter
charge: şarj etmek
chase: kovalamak
cheap: ucuz
cheat: kopya çekmek,aldatmak
check: kontrol etmek
cheek: yanak
cheerful: neşeli
cheese: peynir
chemical: tıbbi
chemistry: kimya
cheque: çek
chest: göğüs
chicken: tavuk
chief: şef
child: çocuk
children: çocuklar
chin: çene
chocolate: çikolata
choice: seçim
choose: seçmek
church: kilise
cigarette: sigara
cinema: cinema
circle: daire
circular: dairesel
citizen: vatandaş
city: şehir
claim: iddia etmek, talep etmek
class: sınıf
clay: kil
clean: temiz
clear: temizlemek
clever: akıllı
cliff: tepe
climb: tırmanmak
clock: saat
close: kapalı
cloth: örtü, kılıf
clothes: elbise
clothing: giyecek
cloud: bulut
clup: klup
coal: kömür
coast: sahil, yokuş aşağı kaymak
coat: kot
coffee: kahve
coin: katılmak
cold: soğuk
collar: yaka, tasma
collect: toplamak
college: kolej
colour: renk
comb: tarak
combination: bileşim
combine: birleştirmek
come: gelmek
comfort: konfor
comfortable: konforlu
command: emretmek, komuta
committee: komite
common: olağan, genel, müşterek
communicate: haberleşmek
communication: iletişim
company: kampanya
compare: karşılaştırmak
comparison: karşılaştırmak
compete: rekabet etmek
competition: yarışma
competitor: rakip
complain: şikayet etmek
complaint: şikayet
complete: tam, bitirmek
completely: tamamen
complicated: anlaşılması güç
compound: bileşim
computer: bilgisayar
concern: kaygılanmak, ilgilendirmek
concerning: ilişkin
concert: konser
condition: koşullandırmak
confidence: güven
confident: kendinden emin
confuse: karıştırmak
confusing:
connect: bağlanmak
connection: bağlantı
conscious: bilinçli
consider: iyice düşünmek
consist: ibaret olmak
contain: içermek
container: içerik
continue: devam etmek
continuous: sürekli
contract: kontrat
control: kontrol etmek
conversation: konuşma
cook: yemek pişirmek
copy: kopya etmek
corn: mısır
corner: köşe
correct: doğru
cost: fiyat
cotton: pamuk
cough: öksürmek
could: e bildi
council: konsey
count: saymak
country: ülke
countryside: kırsal bölge
courage: cesaret
course: kurs
court: kart
cover: örtmek
cow: inek
crack: kırmak, çatlak
crash: çarpmak, çarpışma
crazy: çılgın
cream: krema
creature: yaratık
crime: suç
criminal: suçlu
criticism: eleştiri
criticize: timsah
crop: ürün
cross: karşıda
crowd: kalabalık
cruel: zalim
crush: ezmek
cry: ağlamak
cup: kupa
cupboard: dolap
cure: iyileştirmek
curl: büklüm
current: geçerli
curtain: kesin
curve: eğri
custom: alışkan
customer: müşteri
cut: kesmek
cycle: çevrim

daily: günlük
damage: zarar
dance: dans etmek
danger: tehlike
dangerous: tehlikeli
dark: koyu
date: tarih, randevu
daughter: kız çocuk
day: gün
dead: ölü
deal: mukavele
deal with: uğraşmak
death: ölüm
dept: derinlik
decay: çürümek
deceive: aldatmak
decide: karar vermek
decision: karar
decorate: dekore etmek
decoration: dekorasyon
decrease: azaltmak
deep: derin
defeat: yenmek, yenilgi
defence: savunma
defend: savunmak
definite: kesin
definitely: kesinlikle
degree: derece
delay: ertelemek, gecikme
deliberate: kasti
deliberately: kastice
delicate: narin
deliver: dağıtmak
demand: istemek
department: bölüm
depend: e bağlı olmak
dependent: bağımlı olmak
depth: derinlik
describe: tanımlamak
description: tanımlanmış
desert: çöl
deserve: hak etmek
design: dizayn
desirable: arzu edilen
desire: arzu etmek
desk: sıra
destroy: patlamak
destruction: yıkım
detail: detay
determination: azim
determined: azimli
develop: gelişmek
dictionary: sözlük
die: ölmek
difference: farklılık
different: farklı
difficult: zor
difficultly: zorca
dig: kazmak
dinner: akşam yemeği
direct: yönetmek
direction: talimat
dirt: kir
dirty: kirli
disappoint: umudunu kırmak
disappointing: hayal kırıcı
discover: keşfetmek
discovery: keşif
discuss: tartışmak
discussion: tartışma
disase: felaket
dish: çanak
dismis: işten çıkarmak
distance: mesafe
distant: uzakta
divide: bölmek
do: yapmak
dollar: dolar
door: kapı
double: çift
doubt: nokta
down: aşağı
draw: çizmek
drawer: çizici
dream: rüya
dress: sıra
drink: içmek
drive: sürmek
drop: düşürmek
drug: eczane
drum: davul
drunk: sarhoş
dry: ıslak
duck: ördek
dull: sıkıcı, hafif
during: boyunca
dust: toz
duty: nöbetçi
each: her
eager: istekli
ear: kulak
early: erken
earn: öğrenmek
earth: dünya
east: doğu
eastern: doğuya ait
easy: kolay
eat: yemek
economic: ekonomik
edge: kenar
educate: eğitmek
educated: eğitimli
education: eğitim
effect: etkilemek
effective: etkili
effort: efor harcamak
egg: yumurta
eight: sekiz
either: her iki, ya
elbow: dirsek
elect: seçmek
elction: seçili
electric: elektrikli
electricity: elektrik
electronic: elektronik
else: başka
embarrass: rahatsız etmek
embarrassing: rahatsız edici
emotion: his, duygu
emphasize: vurgulamak
employ: işçi çalıştımak
employer: iş veren
employment: işçi
empty: boş
enclose: etrafını çevirmek
encourage: cesaretlendirmek
end: son
enemy: düşman
energy: enerji
engine: motor
engineer: iş adamı
enjoy: eğlenmek
enjoyable: eğlenceli
enjoyment: eğlence
enough: yeterli
enter: giriş
entertain: eğlenceli
entertainment: eğlence
entrance: enterans
envelope: zarf
environment: çevre
equal: eşit
equioment: malzeme
escape: kaçmak
even: hatta, bile
evening: akşam
event: olay
ever: hiç, herhangi bir zaman
every: her
everyone: herbiri
everything: herşey
everywhere: heryer
evil: günahkar, kötü
exact: kesin
exactly: kesinlikle
examination: sınav
examine: incelemek
example: örnek
excellent: mükemmel
except: hariç
exchange: değişim
excite: tahrik etmek
exciting: ilginç
excuse: affetmek, özür
exercise: egzersiz
exist: var olmak
existance: var oluş
expect: ummak
expensive: pahalı
experience: deneyim, maruz kalmak
explain: açıklamak
explanation: açıklama
explode: patlamak
explosion: patlama
explosive: patlayıcı
express: hızlı, açık, kesin, ifade
expression: ifade
extreme: aşırı
exteremly: aşırıca
eye: göz
face: yüz, surat
fact: gerçek
factory: fabrika
fail: başaramamak
failure: başarısızlık
fair: dürüst
fairly: dürüstçe
faith: güven
faithful: güvenli
fall: düşmek
false: yanlış
familiar: aşina
family: aile
famous: ünlü
far: uzak
farm: çiftlik
farmer: çiftçi
fashion: moda
fashionable: modern
fast: hızlı
fasten: bağlamak
fat: kilolu
father: baba
fault: faul
favourable: olumlu
favorite: favori
fear: korku
feather: tüy
feature: özellik
feed: beslemek
feel: hissetmek
feeling: his
female: kız
fence: parmaklık
fever: ateş
few: az
field: tarla
fifth: ellinci
fight: kavga, dövüş
figure: figür
fill: doldurmak
film: film
final: sonuç, final
finally: sonuçta
financial: finansal
find: bulamk
find out: öğrenmek
fine: iyi
finger: parmak
finish: bitiş
fire: yangın, ateş
firm: sabit, şirket
first: ilk
fish: balık
fit: sağlık
five: beş
fix: onarmak, sabitleştirmek
flag: bayrak
flame: alev, ateş
flash: flaş, ani parlak ışık
flat: kat
flesh: insan veya hayvan eti
flight: uçuş
float: su üstünde durmak
food: yiyecek
floor: yer
flour: un
flow: akmak
flower: çiçek
fly: uçmak
fold: kıvrım, katlanmak
follow: takip etmek
fond: düşkün
foot: ayak
football: futbol topu
for: için
force: güç
foreign: yabancı
foreigner: yabancılık çekmek
forest: orman
forget: unutmak
forgive: affetmek
fork: çatal
form: form
formal: resmi
former: önceki
fortunate: talihli
forward: ileri
four: dört
frame: çerçeve
free: serbest,özgür,hür
freedoom: özgürlük
freeze: buz dolabı
frequent: sık
fresh: tazı
friend: arkadaş
friendly: arkadaşça
frighten: korkunç
frightening: korkutucu
from: dan den
full: tam
fun: eğlence
funeral: cenaze töreni
funny: eğlenceli
fur: kürk
furtiture: öfke
further: daha uzağa
future: gelecek
gain: kazanmak
game: oyun
garage: garaj
garden: bahçe
gas: gaz
gate: kapı
gather: toplanmak
general: general
generally : genellikle
generous: cömert
gentle: nazik
gentlement: baylar
get: sahip olmak, işitmek, olmak
gift: hediye
girl: kız
give: vermek
glad: memnun olmak
glass: bardak
glue: yapıştırmak
go: gitmek
goat: keçi
god: tanrı
gold: altın
good: güzel
goodbye: hoşça kal
goods: mal, eşya
govern: hükümet etmek
government: hükümet
graceful: zarif
gradual: kademeli
garin: gösterişli
gram: dil bilgisi
garmmer: gramer
grand: büyük
grandfather: büyükbaba
grandmother: büyükanne
grandparent: büyük aile
grass: çim
grateful: minnettar
grave: mezar, ciddi
great: büyük
green: yeşil
greet: güzel
greeting: selamlama
grey: gri
ground: bahçe
group: grup
grow: yetişmek, büyümek
growth: büyüme
guard: korumak
guess: tahmin etmek
guest: konuk
guide: kılavuzluk etmek, rehber
guilty: suçlu
gun: silah
habit: huy, alışkanlık
hair: saç
half: yarı
hall: salon, koridor
hammer: çekiç
hand: el
handle: kol, elle kullanmak
hang: sarkmak
happen: oluşmak
happy: mutlu
hard: zor
hardly: zorca
harm: zarar
harmful: zararlı
hat: şapka
hate: nefret etmek
hatred: nefret
have: sahip olmak
he: o (erkek için)
head: kafa
health: sağlık
healthy: sağlıklı
hear: duymak
heart: kalp
heat: ısı
heaven: cennet
heavy: ağır
heel: topuk
height: yükseklik
hello: merhaba
help: yardım etmek
helpful: yardım sever
herself: kendisi (kız için)
here: bura
hide: tırmanmak
high: yüksek
hill: tepe
him: onu (erkek için)
himself: kendisi (erkek için)
his: onun (erkek için)
historical: tarihsel
history: tarih
hit: vurmak
hold: kilitlemek, tutmak
hole: delik
holiday: tatil
hollow: delik
holy: kutsal
home: ev
honest: dürüst
honour: onur
hook: çengel
hope: ümit etmek
hopeful: ümitli
horn: korna
horse: at
hospital: hastane
hot: sıcak
hotel: otel
hour: saat
house: ev
how: nasıl
human: insan
humorous: nükteli
humour: espri, mizah
hundred: bin
hungry:
hunt: avlamak
hurry: acele etmek
hurt: acı
husband: koca
ice: buz
iceberg : buzdağı
idea: düşünce,fikir
if: eğer
ignore: önem vermemek
ill: hastalık
illegal: yasa dışı, kanunsuz
illness: hastalık
image: imaj, görüntü
imaginary: hayali
imagination: hayal
imagine: hayal etmek
immediately: hemen
importence: ithalatçı
important: önemli
impressive: etkileyici
improve: gelişmek
improvement: gelişme
in: içinde
include: içine almak
including: dahil
income: gelir
increase: yükselmek
independent: özgürlük
indoor: binanın içinde
industrial: endüstriyel
industry: endüstri
infect: bulaştırmak
infection: bulaşma
infectious: bulaşıcı
influence: etkilemek
inform: bilgi vermek
information: bilgi
injure: incitmek
injury: incinmiş
ink: mürekkep
inner: dahil, iç
insect: böcek
inside: içine
instead: nın yerine
institution: kurum
instruction: talimat
instrument: enstrüman
insult: hakaret etmek
insulting: sigorta
insurance: sigorta
insure: sigorta ettirmek
intelligence: akıl, zeka
intelligent: akıllı
intend: niyet etmek
intention: niyet, maksat
interest: ilgilendirmek
interesting: ilginç
international: uluslar arası
interrupt: sözünü kesmek
into: içine
introduce: tanıştırmak
introduction: başlangıç
invent: icat etmek
invitation: icat
invite: davet etmek
involve: gerektirmek
inwards: kızgın, öfkeli
iron: metal
island: ada
it: o (cansız)
its: onun
jaw: çene
jewel: mücevher
jewelery: kuyumcu
jop:
join: katılmak
joint: ortak
joke: şaka yapmak
journey: yolculuk
judge: tenkit etmek
judgement: yargı, karar
juice: meyve suyu
jump: zıplamak
just: sadece
justice: adalet
keep: saklamak,tutmak,işletmek
keen: istekli
key: anahtar
klick: beceri,hüner
kill: öldürmek
kilo: kilo
kilogram: kilogram
kilometre: kilometre
kind: tür
king: kral
kiss: öpmek
kitchen: mutfak
knee: diz
kneel: diz çökmek
knife: bıçak
knock: vurmak
knot: düğümlemek
know: bilmek
knowledge: bilgi
lack: yoksulluk
lady: bayan
lake: göl
lamb: lamba
lamp: kuzu
land: kara
language: dil
large: geniş
lately: son zamanlarda
laugh: gülmek
laughter: gülünç
law: yasa
lawyer: avukat
lay: yumurtlamak
layer: tabaka
lazy: ******
lead: kılavuzluk etmek,baş rol
leaf: yaprak
lean: yaslanmak,dayanmak
learn: öğrenmek
least: l
leather: liste
leave: ayrılmak
left: sol
leg: bacak
legal: yasal
lend: borç vermek
lesson: ders
let: izin vernek
let go of:
letter: harf
level: bölüm
library: kütüphane
lid: kapak
lie: yalan söylemek, yatmak
lie down: uzanmak
life: yaşam
lift: kaldırmak
light: hafif, ışık
like: hoşlanmak
likely: olası
limit: limit
line: çizgi
lion: kaplan
lip: dudak
liquid: sıvı
list: liste
listen: dinlemek
literature: edebiyat
litre: litre
little: orta
live: yaşamak
load: yüklemek
local: yerli
lock: kilitlemek
lonely: yalnız
long: uzun
look: bakmak
look after: e bakmak
look for: aramak
look sth up:
loose: ayrılmak
lord: efendi
lose: kaybetmek
loss: zarar
lot: hisse, çok
loud: yüksek ses
love: sevgi
low: alçak
lower: azaltmak
loyal: sadık
loyalty: sadakat
luck: şans
lucky: şanslı
lung: akciğer

 

 

Google Amcadan Gelen Aramalar:

Bu yazı 9904 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bir yorum bırak

mature porno

YAZAR HAKKINDA

Hakkımda Daha Çok Şey Öğrenmek İsteyenler Üst Menüden "Hakkımda" Düğmesinden Veya http://www.nasilyapalim.com/hakkimda Uzantısından Öğrenebilirler....
Kategoriler
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Translate:
sorusor
sorusor
Biraz Gülelim :)
kiminbunumara.com-faturaogren.com
%d blogcu bunu beğendi:
mature porno