Bilim Kurgunun Karanlık Tarafı: Distopyalar

Paylaş
 

Distopya diğer adıyla  kakotopia ya da anti-ütopya bir toplumun her şeyiyle istenmeyecek derecede kötü hale gelmesi durumudur. Kelimenin tam anlamı ise “İyi olmayan yer” şeklinde tanımlanabilir ve ütopyanın tam tersidir.. Bu tarz toplumlar genellikle sanat eserlerinde, özellikle de hikayeler ve filmlerde gelecekte bir zaman dilimi olarak tasvir edilir. Distopyalar çoğu zaman totaliter otoriteler, çevre felaketleri, insanlığın yok oluşu ya da insan ilişkilerinin yok oluşunu konu alırlar. Distopik eserlerin ise kurgu açısından birçok alt türü bulunur ve genellikle çevre, politika, ekonomi, din, psikoloji, etik, bilim ve teknoloji gibi gerçeklere dikkat çekmek için kullanılırlar.

Distopya terimi ilk olarak 1516 yılında Thomas More tarafından kullanılan ütopya kelimesinden türetilerek icat edildi.  “Ütopya” kelimesi Yunanca “değil” ve “yer” kelimelerinden “olmayan yer” anlamına gelecek şekilde üretilmiştir. Distopya kelimesi ise daha sonraları İngilizce’de ütopya kelimesine “kötü” eklemesi yapılarak “kötü hayali yer” anlamına gelecek şekilde türetilmiştir. Kayıtlara geçen ilk kullanımı ise John Stuart Mill tarafından 1868 yılında bir konuşmasında gerçekleşmiştir.

Birçok edebiyat ve sinema eserinde siyaset açısından distopik durumlar baskıcı ve totaliter bir yönetim, tek bir düşünce ve karar merkezi, bunun sonucunda tek tip anlayış ve yaşam tarzı, sürekli bir mükemmeliyet algısı yaratılmaya çalışılması ve bu algının keskin sınırlarla belirlenmiş olması, bu algının dışına çıkanlara ağır cezalar verilmesi gibi konuları içermektedir.

Distopyaların Etki Alanları:

Ekonomik açıdan distopik durumlar ise değişiklik göstermektedir. Bazı sanat eserlerinde insanlar köleleştirilmiş, beyinleri yıkanmış ve ekonomik durumları kötü olarak tasvir edilirken, bazılarında insanların sadece temel ihtiyaçları karşılanmakta, sadece hükümet için çalıştırılmaktadırlar. Diğer yandan distopyaların çoğunda konfor ve hedonizm vurgusu yapılmakta, insanların yerine robotlar çalışmakta, insanlar sadece tüketim yapmaya zorlanmaktadır.

Distopyaların neredeyse tümünde aile kavramı ortadan kaldırılmıştır. Çocuklar ya anne, babalarından ayrı şekilde yetiştirilmektedir ya da yapay yaşam alanlarında büyümeleri sağlanmaktadır. İnsanlar sadece birer üretim ve tüketim aracı olarak görüldüğü için yalnızlaştırılarak bireysellik önem kazanmaktadır. Bu yüzden büyük ölçüde aile kavramı ortadan kaldırılmıştır.

Din ve benzeri inanç temelli kavramlar ise distopyalarda genellikle tamamen ortadan kaldırılmış, inançların yerini de siyasi kavramlar ve yönetim biçimleri almıştır. Çoğu zaman dini inançların tekrar ortaya çıkarak yaygınlaşmaması için yönetim birimleri tarafından özel bir çaba sarfedilir, inanç bir suç olarak görülür.

Distopyalar çoğu zaman büyük şehirlerde, izole bir yaşam şeklini tasvir ettiğinden doğa kavramı da tamamen silinmiştir. Çevre ve hava kirliliği gibi problemler artmış, insanları yoğun şekilde etkiler hale gelmiştir.

Distopya Örnekleri:

Son Umut – Alfonso Cuarón

Metropolis – Fritz Lang

Blade Runner – Ridley Scott

Equilibrium – Kurt Wimmer

Brazil – Terry Gilliam

V for Vendetta – Wachowski kardeşler

Ergo Proxy – Şukou Murase

1984 – George Orwell

Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Demir Ökçe – Jack London

Açlık Oyunları – Suzanne Collins

Uyumsuz – Veronica Roth

Hayvanlar Çiftliği – George Orwell

Google Amcadan Gelen Aramalar:

Bu yazı 1305 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bir yorum bırak

mature porno

YAZAR HAKKINDA

Hakkımda Daha Çok Şey Öğrenmek İsteyenler Üst Menüden "Hakkımda" Düğmesinden Veya http://www.nasilyapalim.com/hakkimda Uzantısından Öğrenebilirler....

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kategoriler
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Translate:
sorusor
sorusor
Biraz Gülelim :)
kiminbunumara.com-faturaogren.com
%d blogcu bunu beğendi:
mature porno